BİR YIL YAĞAN YAĞMUR KADAR'IN ARDINDAN
Yayınlanma :
06.06.2021 13:12
Güncelleme
: 06.06.2021 13:12
Siz hiç tanık oldunuz mu köpükler içinde kalan bir çağrının, denizlerin yerine ulaşamadığına? İnsan; hiç gidebileceği yeri bilmeden, gidebileceği yere gider mi? Bir şiir, nasıl olur da yazıcısından önce kendi sınırını çizer? Yoksa şiir zaten en başından beri suyun içinde midir? Yoksa bir bahçenin sınırı mıdır? Gibi daha nice sorularıakıllara düşürüyor.
Belki de bir şiirdir; insana kendine sınırlarını aştıran, yaşanmışlıklara farklı anlamlar yükleyen, kırıldığın yere bambaşka bir bakış açısı ile baktıran. Belki de bir insanın okudukça zihninde çokluklar doğacağına hiçliğe yer verişi, bazen sessizliğiyle aşılmaz bir duvar örüşündendir. Bunlar gibi insanı pek çokdüşünce bulutları üzerinde uçuruyor.
Bazen karşımıza; karanlıklar içinde kalan çaresizliğiyle, kimsesizliğini şairliğiyle ifade eden, şikâyetçi olmadığı yalnızlığını dizeleriyle paylaşan bir adam çıkıyor. Ve onun birbiriyle bütünlemişgeçmişi, bugünü.Sanki bu adamkendi yaşamına bir yabancı gibi. Ama değişen dünya düzeninde bir o kadar farkında olan.
Bazen de hiç ummadığınız anda, karanlıkta yol alan dizeler size veda ediyor. Birden yeşillikten koparılan şehirlere, halkların mücadelesine, devrim yıllarına uzanıyorsunuz. Nazım Hikmet, Turgut Uyar, Özdemir İnce esintili kelimeler anlatıveriyor şairi, şiiri, bir şehrin, bir ülkenin nice halini.
Sonra bu adam yeniden kendi yolculuğuna konuk ediyor sizi. Her ne kadar yalnız kalmak tercihi olsa da; bir güvercinin gölgesine sakladığı bir kadının varlığı ile o sessizliği aşmak ve sevginin sınırsızlığını yaşamak istiyor sanki.Tam da düştüğü bu sevda denizinde kulaç atmaya devam eder dediğimiz dizeler, ülkesinin yazgısının yeniden yazılmasından bahsediyor. Adaleti doğa ile bir ağaçla buluşturuyor. İnsanın bilinmez kılmak istediği zavallı hallerini gözler önüne seriyor.
Geride bıraktığı sandığı düşünceler, şehrin o eski günleri anımsatmaya devam eden yüzüyle yeniden uyanıveriyor.Sanki sonsuz bir yası sürdürmenin verdiği hüzünle. Oralarda takılıp kalmanın yavaşlığıyla. Sanki zamanla anlamış kaybettiğinin geri dönmeyeceğini. Yönelmiş yeniden o duvarların ardındaki sese. Ama bu kez bir ormanda sınır tanımayan adımlar ile yürüyor. Buna da yaşamak demiş. Tabi yaşamak dediğimiz şey buysa. Belki de o gidenin dönmediği yere gitmeyi de istemiş bu dizeler. Yoksa bu bir ölüm çığlı mıydı okuduklarım? Kim bilir…Sadece o adamın bildiği bir gerçek.
Nasıl da örmüş büyük bir ustalıkla o duvarı. Yerinde olmak istediği ustasının toprak oluşunu bu marifetiyle anlatmış.Sanki ışıktan bir kent kuracak kadar da güçlü.Ama aldatıcı bir güç bu. Bugünü yaşamak yerine ustasının sonsuzluğa uzandığı yaşına erişmeyi isteyen.Tam da bu anda yeniden dünyasına sesler ortak olmuş. Duyduğu kadar körleşen biridir artık.Ölümün soğuk yüzünü açıkça ifade etmeyi göze aldığı dizelerinde, her şey bu kadar mı imkânsızdı?Kim bilir sesiz çığlıklar hangi sınırları aştı? Ölüme bir kala zamansızlığında…
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: