Nusaybin–Kamışlı sınır hattında Türk bayrağının indirilmesine yönelik gerçekleştirilen provokasyon, basit bir asayiş olayı olarak görülemez. Bu hadise, doğrudan Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliğine, milletin onuruna ve devletin caydırıcılığına yöneltilmiş açık bir meydan okumadır. Sınırda dalgalanan bayrak, yalnızca bir sembol değil; o topraklarda kimin söz sahibi olduğunu, kimin iradesinin geçerli olduğunu gösteren en güçlü işarettir.
Hilal ve yıldız, bu milletin inancını, tarihini ve bağımsızlık iradesini temsil eder. Bu nedenle bayrağa uzanan el, aslında Türk milletinin varlığına ve birliğine uzanmıştır. Unutulmamalıdır ki; Hilal ve Yıldızımız göklerdedir ve onları indirmeye hiçbir faninin gücü yetmez. Bu gerçek, tarih boyunca defalarca ispatlanmıştır.
Ancak mesele sadece sembolik bir saldırı olarak görülmemelidir. Bu tür girişimler, devletin reflekslerini ölçmeye yönelik bilinçli provokasyonlardır. Bugün bir sınır karakolunda indirilen bayrak, yarın daha büyük hesapların, daha tehlikeli oyunların habercisi olabilir. Bu yüzden olayların arkasından gitmek, geçiştirmek, “oldu bitti”ye getirmek son derece yanlıştır.
Devletimiz hızlıca gereğini yapmalıdır. Faillerin tespit edilmesi yetmez; bu eylemi planlayanlar sayısı az ya da çok olsun, tüm uzantılarıyla ortaya çıkarılmalı ve hukuk önünde en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Bu, yalnızca adaletin gereği değil, aynı zamanda caydırıcılığın da şartıdır. Cezasız kalan her provokasyon, yenilerinin önünü açar.
Öte yandan, bayrağımız indirilirken olay mahallinde görevli kolluk kuvvetleri bulunup bulunmadığı da titizlikle araştırılmalıdır. Eğer bir ihmal söz konusuysa, gerekli tahkikat yapılmalı; sorumluluğu bulunan amir ve komutanlar hakkında idari ve hukuki işlemler gecikmeden uygulanmalıdır. Devlet ciddiyeti, böyle anlarda ortaya konur.
Türk milleti, tarih boyunca bayrağı yere düşmesin diye can vermiştir. Çanakkale’de, Sakarya’da, Kıbrıs’ta ve 15 Temmuz gecesinde al bayrak için göğsünü siper edenlerin emanetidir bu sancak. Bugün birileri o emanete el uzatma cüreti gösteriyorsa, bu sadece bir direğe tırmanmak değildir; bir milletin hafızasına, inancına ve bağımsızlık iradesine meydan okumaktır.
Ve herkes bilmelidir ki; bu millet, bayrağına uzanan eli tanır, niyetini okur ve gerektiğinde devlet aklıyla, hukukla ve kararlılıkla gereğini yapacak iradeye sahiptir. Hilal ve Yıldız göklerde dalgalanmaya devam edecek, onu indirmeye çalışan her hesap ise tarihin karanlık sayfalarında kaybolacaktır.
Yorumlar
Kalan Karakter: