Çanakkale’de her yaz mevsiminde aynı tablo izliyoruz, 1915 Çanakkale Köprüsü çok tercih edilmiyor Boğaz feribotları dolup taşıyor, Feribot kuyrukları bazen kilometreleri buluyor Bozcaada otelleri haftalar öncesinden rezerve ediliyor. Dışarıdan bakan biri der ki: “Çanakkale turizmde patlama yaşıyor.” Ama işin gerçeği şu Çanakkale turizmin merkezinde değil, kıyısında yaşıyor.
Bu şehirde her şey var:
Bu şehirdeTruva gibi bir dünya mirası, Gelibolu gibi bir anı mekânı, Bozcaada ve Gökçeada gibi doğa harikaları, Assos, Apollon, Alexandria Troas gibi antik kentler...
Ama bütün bu hazineler, bir şehir markasına dönüşemiyor. Dönüşemiyor çünkü biz bu büyük resmi hâlâ parçalar halinde görmeye devam ediyoruz.
Truva’ya giden bir turist, saatlece oturacağı dinleneceği gerekirse konklayacağı bir tesis yok ancak rehbersiz, tabelasız, yalnızca taşlara bakarak gezerek bir an önce oradan ayrılmayı düşünüyo.
Bozcaada’ya ulaşmak bir macera, ulaşınca da trafik, otopark, fiyatlar, hizmet kalitesiyle yüzleşiyor.
Gelibolu Yarımadası’na gelenler, tarihle değil, aceleyle yapılmış törenlerle karşılaşıyor.
Çanakkale Turizmi Anlatamıyor, Tanıtamıyor, Planlayamıyor.
Oysa bu şehir, dünyaya barış mesajı veren bir kent. Sadece “Çanakkale geçilmezle değil, aynı zamanda “Çanakkale anlaşılır, yaşanır ve unutulmaz” duygusuyla hatırlanmalı.
Ama biz ne yapıyoruz?
Festival sezonu geliyor diye heyecanlanıyoruz. Üç gün süren etkinlikler, bolca sosyal medya fotoğrafı, sonra sessizlik. Bir sonraki sezonu bekliyoruz.
Oysa turizm, sezonluk bir faaliyet değil; bir şehir kültürüdür.
Altyapı ister. Ortak akıl ister. Uyum ister. Hikâye ister.
Bugün bir yabancı turist Pamukkale’yi tanıyorsa, Kapadokya’da balon turuna katılıyorsa, Ege’nin bir köyüne hayran kalıyorsa, bunun sebebi sadece doğal güzellik değildir. Bu şehirlerin kendilerini nasıl sunduğu, nasıl paketlediği, nasıl deneyime dönüştürdüğüyle ilgilidir.
Çanakkale bunu neden yapamasın?
Yapabilir. Ama önce kendine şu soruyu sorması gerek:
“Biz bu şehri gerçekten anlatmak mı istiyoruz, yoksa sadece gelenin harcadığı paraya mı bakıyoruz?”
Eğer amacımız kalıcı bir iz bırakmaksa, eğer Çanakkale’nin adını dünya şehirleri arasında görmek istiyorsak, önce şehir olarak bir vizyona sahip olmalıyız.
Turizmin kıyısında yaşamakla yetinmek artık bu kente yakışmıyor.
Çünkü bu şehir, tarihiyle, doğasıyla, ruhuyla, dünyanın tam merkezini hak ediyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: