Çanakkale, Tarihin her köşesinde destanların yazıldığı, insanının azmi ve toprağının direnciyle anılan şehir. Ama son günlerde yaşadığımız orman yangınları, tarih kitaplarına değil, yüreklerimize yazılan bir sınav oldu. Peş peşe patlayan alevler, sadece doğamızı değil, ruhumuzu da kavurdu. Dumanlar gökyüzünü griye boyarken, biz insanları da çaresizlik ve kaygıyla doldurdu.
Alevlerin Ortasında Cesaret
Yangınların ortasında en ön safta duranlar, hiç kuşkusuz itfaiye ve orman ekiplerimizdi. Gece gündüz demeden, terleriyle toprağı ıslatan, alevlerle savaşan bu kahramanlar, yalnızca görevlerini yapmadılar, umudu, cesareti ve kararlılığı ellerinde taşıdılar. Ancak her ne kadar ellerinden geleni yapsalar da, çoğu zaman yetersiz araç-gereç, koordinasyon eksikliği ve teknolojik sınırlamalarla mücadele etmek zorunda kaldılar. Bir damla suyun bir ormanı kurtarabileceğini bilen ama yeterli imkânlara sahip olmayan bu ekipler, bizlere hem kahramanlık hem de eksik yönetimin ağır maliyetini gösterdi.
Halkın Kenetlenmesi
Belki de en dokunaklı manzara, Çanakkale halkının birbirine kenetlenmesiydi. Köylerinden traktörleriyle su taşıyan çiftçiler, evlerinden yiyecek ve içecek getiren aileler, sosyal medyada organize olarak yardım çağrısına koşan gençler… Herkesin bir parça umudu, bir parça cesareti vardı.
Ama belki de en dokunaklı manzara, Çanakkale halkının birbirine kenetlenmesiydi. Köylerinden traktörleriyle su taşıyan çiftçiler, evlerinden yiyecek ve içecek getiren aileler, sosyal medyada organize olarak yardım çağrısına koşan gençler… Herkesin bir parça umudu, bir parça cesareti vardı. Köyüne yaklaşmış alevleri gören yaşlı amcam bile elinde kovayla yangın söndürme hattına koşarken gözlerinde yaşlar vardı; “Toprağımızı, evimizi, ormanımızı bırakmayız” diyordu. Genç üniversite öğrencileri, yangın bölgesine ulaşamayan ekipler için ekstra su ve malzeme taşıyor, yaşlı köylüler, kendi elleriyle hazırladıkları soğutma karışımlarını ekiplerin hizmetine sunuyordu. İşte gerçek dayanışma, tam da burada kendini gösterdi.

Acı Bir Ders: Önlem Eksikliği
Ama bu dayanışma hikâyelerinin yanında, acı bir eleştiri de var. Her yaz aynı senaryoyu yaşamak zorunda mıyız? Ormanlarımız yeterince korunuyor mu? Denetimler, planlamalar ve önleyici tedbirler neden yetersiz kalıyor? Yangınlar, sadece doğayı yakmıyor; ihmali, eksikliği ve önlem almadığımızı da gözler önüne seriyor. Alevler sönse de geride kalan duman, sorumsuzluğun ve eksikliğin izlerini taşıyor.
Umudun ve Dayanışmanın Gücü
Yangınlar bize bir kez daha gösterdi ki, dayanışma ve cesaret kadar, akıl ve önlem de hayat kurtarır. Çanakkale halkının birlikteliği, kahraman ekiplerin fedakârlığı olmasa, bu felaket çok daha büyük bir yıkıma dönüşebilirdi. Ama şimdi, dumanlar dağıldığında, geriye dersler ve unutulmaz anlar kaldı.
Çanakkale, yeşiline, toprağına ve insanına sahip çıkmayı bilirse, hiçbir yangın kalıcı zarar veremez. Ve biz, bu şehirde yaşayanlar, her zaman birbirimize kenetlenerek hem alevlere hem de ihmallere karşı durabiliriz. Çünkü dayanışma, Çanakkale’nin en büyük gücü, bir yangınla sınansa da asla sönmeyecek olan güçlü dayanışmasıdır.
Yorumlar
Kalan Karakter: